hack forum hacklink Prefabrik cami halısı cami halısı cami halısı cami halısı cami halısı çiğköfte evden eve nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat mng evden eve nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat ofis taşıma yurtiçi evden eve nakliyat yurtiçi evden eve nakliyat içel evden eve nakliyat ataşehir evden eve nakliyat Rulet Casino Bahis Bahigo 1xbet Apostas Blackjack seo hizmeti Paykwik Paykwik facebook beğeni hilesi webmaster blog
Blog | Dr. Abdullah Uysal

Diş Hekimi Dr. Abdullah Uysal’dan

FAYDALI BİLGİLER



cocuklarda-koruyucu-dis-tedavileri-1200x799.png

Günümüzde yediğimiz şekerli gıdaların artması ve kolay ulaşılabilir olması nedeniyle çürük oluşumu küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple koruyucu ve önleyici tedaviler büyük önem taşımaktadır. Çocuklarda süt dişleri 6. aydan itibaren sürmeye başlar. 2,5 yaşında süt dişlerinin sürmesi tamamlanır. Dişler ağızda görülmeye başlandığından itibaren anne yardımıyla diş temizliği uygulanmalıdır. 4 yaşına kadar florsuz diş macunları kullanılabilir.(yutma riskinden ötürü florsuz diş macunu tercih edilir). 4 yaşından sonra flor içeren diş macunu tercih edilir. Flor, diş minesinin güçlenmesini sağlayan etkin bir maddedir.

Daha önce herhangi bir diş problemi görülmediği taktirde, 4 yaşında ilk diş hekimi kontrolü yapılmalıdır. Diş hekimi diş minesini güçlendirmek amacıyla topikal flor uygulaması yapabilir. Bu uygulama 6 ayda bir tekrarlanmalıdır. Fissür örtücüler, azı dişlerinin çiğneme yüzeyindeki girintileri örten dolgu maddeleridir. Süt azıları, ağızda 11-12 yaşına kadar fonksiyon gösterdiği için ve daimi dişlerin yerini koruduğu için önemli dişlerdir. Küçük yaşta çocuklar etkili fırçalama yapamazlar ve bu dişlerini normal zamanından önce kaybedebilirler. Bu sebeple fissür örtücü uygulaması tavsiye edilir.

1. daimi büyük azı dişi 6 yaşında sürmeye başlar. Bu diş süt dişlerinin arkasında sürer. Bu sebeple aileler tarafından daimi diş olduğu anlaşılmayabilir. En geride süren bu diş çocuklar tarafından etkili fırçalanamazlar ve erken yaşta çürükle karşılaşılabilir. 6 yaş dişlerine kesinlikle fissür örtücü uygulaması tavsiye edilmektedir. Hekim gerekli gördüğü taktirde 2. daimi büyük azı dişlerine ve küçükazı dişlerine de fissür örtücü uygulayabilir.


agiz-kurulugu-1200x799.png

Tükürük; Tükürük salgısının birçok görevi vardır. Antibakteriyel etkiye sahiptir. Ağız içinin nemli, kalmasını ve ph dengesini sağlar. Tükürük besinlerin sindirilmesine yardımcı olur, dişleri çürümekten korur, çiğneme ve yutmaya yardımcı olur. Ağız kuruluğu, tükürük salgısının azalması sonucu olur. Ağız kuruluğu ciddi sorunlara sebep olur.

Sebepleri:

  • Kadınlarda menopoz döneminde hormonal dengenin değişmesi,
  • Bazı hastalıklar: astım, böbrek yetmezliği, tiroid hastalıkları, romatizma hastalıkları, sjögren sendromu, bağışıklık sistemi hastalıkları, hormonal bozukluklar(diabet),
  • Sıvı ve yumuşak gıdalar ağırlıklı beslenme tarzı çiğneme kabiliyetini azaltır, buna bağlı olarak tükürük akışı azalmaktadır,
  • Ağız solunumu yapanlar,
  • B vitamini eksikliği,
  • Radyoterapi ve kemoterapi,
  • Bazı kullanılan ilaçlar: depresanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları, antihistaminikler, burun açıcılar, ağrı kesiciler…),
  • Kafeinli ve alkollü içecekler.

Belirtileri:

  • Dilde yanma hissi,
  • Kuru yiyecekleri yemede güçlük çekme,
  • Konuşma zorluğu,
  • Sıkça susama,
  • Dudaklarda çatlama ve kuruluk,
  • Kötü ağız kokusu
  • Aft,
  • Burunda ve boğazda kuruma,
  • Tat almada bozukluk.

Ağız kuruluğunda oluşabilecek problemler:

  • Bakteri plağı daha kolay tutunur. Bu nedenle dişeti hastalıkları ve çürük oluşumu daha kolay meydana gelir.
  • Hareketli protez kullanan hastalarda sık sık mukoza irritasyonları, çatlama ve ülserasyonlar oluşur.

Nasıl tedavi edilir?

Ağız kuruluğu kullanılan bir ilaçtan kaynaklanıyorsa doktorunuz ilacınızı veya dozajı değiştirebilir. Tükürük bezinden kaynaklanan bir sorun var ise doktorunuz tükürük bezlerinizin daha iyi çalışmasını sağlayan bir ilaç verebilir. Ağız kuruluğunuz geçene kadar ağzınızı bazı metotlarla nemlendirebilirsiniz. Yapay tükürük kullanımı, varsa protezlerin hijyeninin kontrolü, beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi önemlidir. Şekersiz sakız çiğnenmesi, şekersiz sert şekerlerin emilmesi, tütün ve alkol kullanımının azaltılması dikkat edilecek diğer yöntemlerdir. Baharatlı yiyeceklerin kuru ağızlarda ağrıya neden olacağı unutulmamalıdır. Sık sık su içilmeli ve de dişleri korumak için florlu macun, jel ve gargara kullanılmalıdır. Bileşiminde alkol bulunan ağız bakım ürünlerinden kaçınmak gerekir.


agiz-kokusu-1200x799.png

Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Eğer diş yüzeyi de temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.

Ağız içi kaynaklar nelerdir?

  • Kokulu yiyecekler,
  • Diş eti hastalıkları,
  • Diş çürüğü,
  • Ağız kuruluğu,
  • Sigara kullanımı,
  • Eskimiş protezler,
  • Kötü yapılmış uyumsuz dolgular,
  • Yetersiz ağız hijyeni,
  • Enfeksiyon.

Ağız kaynaklı olmayan sebepler:

  • Sinüzite bağlı nedenler,
  • Bademcik iltihabına bağlı nedenler,
  • Mide ve bağırsak sistemi hastalıkları(reflü gibi),
  • Dil kökündeki mantar enfeksiyonları.

Ağız kokusu rahatsızlığında bir hekime başvurulmalı ve nedeni araştırılmalıdır. Gerekli tedaviler yapılmalı, sonrasında ağız hijyenine dikkat edilmelidir.

Ağız kokusunda doğal çözümler ne olabilir?

  • Günde mutlaka 2 lt su içmek,
  • Her fırçalamadan sonra dil temizliği yapmak,
  • Diş ipi kullanmak,
  • Çay ve kahve tüketimini azaltmak,
  • Baharatlı gıdalardan uzak durmak,
  • Sigara kullanmamak,
  • Karanfil çiğnemek,
  • Şekersiz, aromalı sakız çiğnemek.

hamilelikte-agiz-ve-dis-sagligi-1200x799.png

Hayatınızın bu en güzel döneminde ağzımızda bazı değişiklikler olmaktadır. Östrojen ve progesteron seviyelerindeki değişmeler, dişler ve dişetlerindeki olası problemlerin daha büyük olmasına sebep olur.

Hamilelik sırasında halk arasında bilindiği gibi diş kaybı olmaz. Ancak tabi ki ağız ve diş sağlığında bazı değişikliklerin olacağı kaçınılmazdır. Eğer ağız hijyenininz yetersizse diş eti iltihabı(gingivitis) meydana gelir. Bu durum ‘hamilelik gingivitisi’ adını alır. Dişeti kırmızı, hassas, hacimce artmış ve kanamalıdır. Eğer ginigivitis önceden de mevcutsa hamilelikte şiddeti artar. Genellikle basit dişeti tedavileriyle problemin önüne geçilir. Hijyen kontrolü düzenli olarak yapılır ve hamilelik sonrasında da gerekirse tedaviye devam edilir.

Bu tür problemlerle karşılaşmamak için her gün en az iki kez, mümkünse her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Diş ipi kullanımı ihmal edilmemeli, hekim uygun görürse gargara kullanılmalıdır. Hamilelik için gerekli olan dengeli beslenmede C ve B12 vitamin alımına özen gösterilmelidir.

Hamilelik öncesinde planlanıyorsa diş hekimi ziyaret edilmelidir. İlk 3 aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Diş hekiminiz uygun görürse ikinci 3 aylık dönemde de kontrole gitmek gerekir. Duruma göre son 3 aylık devrede de kontrol edilmelidir.

Genellikle acil olmayan işlemler hamilelik döneminde yapılabilir. Ancak tercih edilen dönem 4. ve 6. aylar arasıdır. Eğer şiddetli bir ağrı durumu söz konusuysa herhangi bir dönemde de hekime başvurulabilir. Genellikle anestezi kullanımında bir sorun yaşanmaz ancak ilaç kullanımı gerekirse kadın doğum uzmanıyla görüşülerek ilaç verilebilir. İlk 3 ay röntgen çekiminden kaçınmak gerekir, Ancak gerekli durumlarda kurşun önlük kullanarak periapikal film çekilebilir. Mümkün olduğu kadarıyla müdaheleler doğum sonrasına ertelenir.

Hamilelikte vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Nedenleri:

  • Hamilelik döneminde tatlı, abur cubura karşı aşırı bir istek belirir. Bunların tüketimi sonrası diş fırçalama genellikle ihmal edilir.
  • İlk aylarda yaşanan kusmalardan sonra anne ağız bakımını ihmal eder.
  • Gebelik hormonlarının etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne diş fırçalamaktan çekinir.

Bebeklerin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi dişleri, hem de bebeğin dişleri için beslenmesine özen göstermelidir. A vitamini ( et yumurta, süt, sarı sebzeler), C vitamini (narenciye), D vitamini (balık, et, süt) ve kalsiyum tüketimi çok önemlidir. Bunun yanında bilinçsizce ilaç kullanılmamalıdır. Gerekli durumlarda hekime başvurulmalıdır.


dis-hassasiyetine-ne-yapilabilir-1200x799.png

Sıcak, soğuk, tatlı veya ekşi yiyecek-içecekler ağza alındığında dişlerde oluşan ani tepki ve sızlamalar diş hassasiyeti olarak tanımlanır. Bu diş sızlaması keskin, ani, derin ve kısa sürelidir. Var olan çürükler, eski dolgular ve kök yüzeylerinin açığa çıkması en çok rastlanan hassasiyet sebepleridir. Bu sebeplerin dışında;

  • Sert ve aşırı baskı ile diş fırçalama( bu tip fırçalama zamanla dişin koruyucu mine tabakasını aşındırır)
  • Diş gıcırdatma (bruksizm)(bu hastalık da aşınmalara sebep olur)
  • Dişeti çekilmesi (kök yüzeyinin açığa çıkmasına sebep olur)
  • Dişlerde kırıkları ve çatlakların meydana gelmesi
  • Dişeti hastalıkları

Ne yapılabilir?

  • Ağız hijyeni çok önemlidir. Doğru ve etkili diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gereklidir.
  • Hassasiyete yönelik diş macunları kullanılabilir.
  • Asitli içeceklerden uzak durulmalıdır. Sıcak ve soğuk hassasiyeti arttırır.
  • Flor içeren preperatlar kullanılmalıdır.

Hekiminiz hassasiyet kaynağını tespit edip kaynağı elimine etmelidir. Eğer kök yüzeyi açığa çıkmışsa açığa çıkan kök yüzeyi izole edilebilir. Dişte kırıklar veya çürük varsa dolgu yapılır. Topikal flor uygulaması yapılır.


ilk-discilik-yuksekokulu-1200x799.png

Ülkemizin ilk dişçilik yüksekokulu olan “Dişçi Mekteb-i Aliyesi” Tıp Fakültesi bünyesinde 22 Kasım 1908 tarihinde kurulmuştur. 1996 yılından bu yana her yıl 22 Kasım günü “Diş Hekimliği Günü”, 22 Kasım’ı içine alan hafta ise “Ağız Diş Sağlığı Haftası” olarak kutlanmaktadır.

Ağız ve diş sağlığı haftasının kutlanmasındaki hedeflerin başında toplumun ağız ve diş sağlığına olan farkındalığını arttırmak, ağız ve diş sağlığının önemini vurgulamak gelmektedir. Ağız ve diş sağlığı genel sağlık ile bir bütündür ve birçok sistemik hastalığın habercisi olabilir.

2011 yılında yayınlanan Birleşmiş Milletler Siyasi Deklarasyonunda, yılda 36 milyon insanın ölümüne sebep olan bulaşıcı olmayan hastalıklar (kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, solunum yolu hastalıkları, kanserler) ile ağız ve diş sağlığını etkileyen hastalıkların aynı risk faktörlerini taşıdığı dolayısıyla ağız ve diş sağlığının korunmasının genel sağlığımızın da korunmasının en önemli ve birincil koşulunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Şüphesiz diyabet bulaşıcı olmayan hastalıklar içerisinde yeralan diğer kronik hastalıklara kıyasla, ağız boşluğunu ve diş sert dokularının bütünlüğünü daha fazla etkilemektedir. Öyle ki nefropati, retinopati, nöropati, ateroskleroz ve inmeyle beraber dişeti hastalıkları, diyabetin altıncı komplikasyonu olarak kabul edilirler. Bu iki hastalık arasındaki ilişki çift yönlüdür. Aynı şekilde,ağız boşluğundaki enfeksiyonlar da diyabetin seyrini etkilemektedir.

Kronik, zayıflatıcı ve masraflı bir hastalık olan diyabet sadece hastalığa özgü belirtileri ile değil ilgili komplikasyonları ile de bireylerin sağlığını etkileyen, tedavisi için multidisipliner yaklaşım gerektirirken, tedavi harcamaları açısından da genel sağlık giderleri içerisinde çok geniş paydaya sahip olan bir hastalıktır.

Ağız kuruluğu, diş çürüğünde artış, dişeti hastalıklarında artış, dişeti büyümeleri,sürekli nükseden dişeti abseleri gibi belirtilere ek olarak dişeti çekilmesi ve kemik kaybı,ağızda yanma hissi, yara iyileşmesinde gecikme, ağızda aseton kokusu, enfeksiyona yatkınlık, tükürük bezlerinde büyüme, tat alma bozukluğu, dil ağrısı, ağız içinde sürekli yara varlığı, dili etkileyen lezyonlar gibi bulgu ve belirtiler diyabet varlığının sorgulanmasını ve araştırılmasını gerektirir. Bu gibi durumlarda yapılacak diş hekimi muayenesi, diyabet riski taşıyan hastanın erken tanısının konmasında önemli rol üstlenebilir.

Koruyucu ağız-diş tedavilerinin uygulanması ile diyabetli bireylerde hastalığın komplikasyonu olarak ortaya çıkan dişeti hastalıkları ve çürüklerin önlenmesi, bireyin diyabetinin kontrol altına alınmasına da olumlu yönde katkı sağlanmaktadır.

Diyabetli bireylerin sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek bir hayat sürmesinde ağız-diş sağlığının önemi büyüktür. Diyabetli hastalarda, metabolik kontrolün ancak ağız sağlığının korunarak ve devamlılığının sağlandığı durumda mümkün olabileceği bunun için de uygulanacak dental ve medikal tedavilerin yanısıra hastaların oral hijyen motivasyonlarının ve eğitimlerinin de önemli olduğu unutulmamalıdır.


cocuklarin-ilk-dis-hekimi-tecrubesi-1200x799.png

Şüphesiz her annenin hayatta en önemli, en öncelikli varlığı çocuklarıdır. Annelerin en önem verdikleri konu ise, çocuklarının daha sağlıklı olmaları, hayata daha sağlıklı başlamalarıdır. Biz diş hekimleri için de çocuk hastalarımız değerlidir. Çünkü ilk doktor deneyimleri, çocukların ileriki yaşları için çok önemlidir. Eğer ilk deneyim başarılı sonuçlanmışsa, artık hayat boyu kimse diş hekiminden onu korkutamaz! Bizler de bunun bilincinde olarak çocuklara daha farklı yaklaşırız.

İlk diş hekimi ziyareti (eğer öncesinde herhangi bir ağız, diş sağlığı problemi oluşmamışsa) 5 yaş olarak önerilmektedir. Ancak çocuğun uyumuna göre daha öncesi de olabilir. Bu dönemde çocuklara koruyucu diş tedavileri uygulanır ve çürük oluşumu büyük ölçüde engellenir. Mutlaka her çocuk ilk deneyiminde tedirgindir, bu sebeple ilk ziyaretlerde önce onu tanımayı, onun da bizi tanımasını sağlarız. Onu bizden korkmaması gerektiğine inandırırız ve canlarını acıtmayacağımız konusunda güvenlerini kazanırız. Bu aşamada ailenin de bizimle işbirliği içinde olması ve bizi desteklemesi çok önemlidir. Aileden beklediğimiz en önemli davranış, hiçbir zaman çocuklarını doktordan ve iğneden korkutmaması ve doktorları bir ceza yöntemi olarak kullanmamalarıdır. Aksine doktorların onları iyileştirmek için var olduğunu, onlara iyilik yaptıklarına inandırmaları gerekir. Tanışma seansından sonra onlara aletlerimizi tanıtırız, çünkü her çocuk kullanılan aletlerin nasıl olduğunu, ne işe yaradığını bilmek ister. Onları, kullandığımız aletlerin onların canını yakmayacağına ikna ettikten sonra basit uygulamalar yaparak muayenemize başlarız. Eğer her hangi bir diş hastalığı yoksa, koruyucu uygulamalar yaparız, bu uygulamalar hem onun kabul edebileceği basit uygulamalardır, hem de çürük oluşumunu büyük ölçüde engeller. Koruyucu uygulamalar dışında, dolgu gibi tedavi yöntemleri uygulanacaksa, basit tedaviden komplike tedaviye doğru bir tedavi planlaması yapılır. Bu seansların daha kolay yapılması için tedavi süresince çizgi film izletilmesi, onların ödüllendirilmesi, ve tedaviye dahil edilmesi gibi yöntemler uygulanabilir. Bu süreçte çocuklara doğru fırçalama eğitimi, fırçalamanın ne kadar önemli olduğu konularında onları sıkmadan küçük bir eğitim verilir. Ailenin de bu eğitimleri evlerinde desteklemesi çok önemlidir. Mutlaka, hekimin tavsiye ettiği şekilde 3-6 aylık periyotlarla kontrol ziyaretleri yapılmalıdır.

Korkusuz ve çürüksüz günler dileğiyle…







Daha fazla beklemeyin

Hemen iletişime geçin

Fiyatlar, anlaşmalı kurumlar, uyguladığımız tedaviler, aklınıza takılanlar ve online randevu almak için bizimle iletişime geçin.


KLİNİK TELEFON

+90 212 231 13 15



KLİNİK ADRESİ

Teşvikiye Cd. No:51 K:2 D:4
Nişantaşı / İstanbul



Bizi takip edin

Sosyal Medya Hesaplarımız

Katıldığımız etkinlikler ve yaptığımız uygulamaları görmek için bizi takip edin.



© Copyright 2017 Dr. Abdullah Uysal. Tüm hakları saklıdır.